Haber Detayı
07 Ekim 2017 - Cumartesi 15:18
 
Gazeteciler sordu , eğitimciler yanıtladı.
Burdur gazeteciler Cemiyeti üyesi gazeteciler eğitimcilere "Eğitim Sistemini" sordu.
Gündem Haberi
Gazeteciler sordu , eğitimciler yanıtladı.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde gerçekleştirdiği “Gazeteciler soruyor, eğitimciler yanıtlıyor” programında Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, Eğitim-İş Başkanı Erkan Putgül ve Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can’ı ağırlayıp, eğitimdeki sorunları gündeme aldı.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti, “Güçlü cemiyet, güçlü basın” sloganıyla çıktığı yolda, şehrin sorunlarını gündeme almayı sürdürüyor. 16 Nisan 2017’de gerçekleşen referandum süresinde siyasileri ağırlayıp, gündeme dair merak edilenleri soran gazeteciler, 2017-2018 Eğitim ve Öğretim Yılının başında da eğitim sendikalarının temsilcileriyle sorunları değerlendirdi. 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde, Burdur Gazeteciler Cemiyetinin davetlisi olarak “Gazeteciler soruyor, eğitimciler yanıtlıyor” programına katılan Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, Eğitim-İş Başkanı Erkan Putgül ve Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can, eğitimdeki sorunları aktarıp basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Eğitimde yaşanan problemleri aktaran sendika yöneticileri, yeni getirilen sözleşmeli öğretmenlik, sınav sistemindeki değişiklikler, eğitimin piyasalaştırılması, yönetici atamaları gibi sorunları gündemlerine alıp, birçok konuda ortak eleştirilerini paylaştılar. Eğitimciler, Milli Eğitim Bakanlığının eğitimde yapmayı planladığı değişiklikleri “Ben yaptım oldu” anlayışı yerine, ortak aklı işleterek yapması gerektiği yönünde görüş bildirdiler. Bakanlıktan bekledikleri gibi Valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğünün de sendika yöneticileriyle düzenli toplantılar yapıp, okullarda yaşanan sorunları ilk ağızdan dinlenmesi gerektiğini vurguladılar.

Burdur Gazeteciler Cemiyetinin bürosunda gerçekleşen programın açılış konuşmasını yapan Başkan Kürşat Tuncel, “Burdur Gazeteciler Cemiyetinin yeni yönetiminin bir iddiası var. Meslek örgütü olmanın ötesinde ilin sorunlarına çözüm üreten etkili bir sivil toplum kuruluşu olmak istiyoruz.” deyip, yeni eğitim ve öğretim yılının başında gündemin eğitim olduğunu vurguladı. 
Konuşmasında, “Türkiye’de özellikle Eylül’ün ilk üç haftası gazetelerde de bol bol eğitim haberlerinin çoğaldığı, sendikaların medyada geniş yer bulduğu bir dönemdir. Türkiye’de eğitim konusunda ne kadar eksik olduğmuz, bütün dinamiklerin kabul ettiği bir sorun. İktidarından muhalefetine, sağından soluna bu konuda herkes aynı fikirdi. İktidar da bu konuda özeleştirisini yapıyor.” diyen BGC Başkanı Tuncel, eğitimde yaşanan sorunlarla ilgili de “En çok bakanın değiştiği, en çok sistemin değiştiği Milli Eğitim Bakanlığında oluyor. Ama bakıyorsunuz, gelişmiş ülkeler eğitim konusunda hep bizden daha iyi noktadalar ve makas gittekçe açılıyor. PİSA Değerlendirmelerinin son dönemde medyada daha geniş yer bulması gerektiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl matematik öğretmenlerinin 40 soruda 9 ortalamada kalması bir hayli düşündürücü. Bu eğitim konusunda ne kadar düşünmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Bu konuşmalar burayla kalmamalı. Asıl dikkat çekmek istediğimiz, ili yönetenlerin eğitim sendikalarının ne dediği, cemiyette ne konuşulduğunu görmeleri. 4 Farklı sendikanın söylediklerinden bir sentez oluşturulup ilin valisine, belediye başkanına verilebilir. Bizim de ilk denediğimiz bir model. Bunun içeriğini geliştirip genişleterek devam edebiliriz diye düşünüyorum.” dedi.

Eğitim Bir-Sen: TEOG’da bizi dinlemediler

Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, eğitimi paydaşlarıyla birlikte değerlendirip, alanın sesini dinlemek ve muhatapların taleplerini bizzat sendika kanalıyla aktarmanın kendileri için önemli olduğunu vurgulayıp, Milli Eğitim Bakanlığının sendikaları dikkate alması gerektiğini savundu. 980 Bin eğitim çalışanının 450 Binini temsil ettiklerini hatırlatan Bulut, sendika olarak çalışmalar, araştırmalar ve istitistikler yapıp bakanlık yetkililerine iletmelerine rağmen, son olarak TEOG’da değişiklik yapıldığını, kendilerinin “Bizleri dinleyip, eğitim camiasını dinleyin, sendikaları dinleyin” demelerine rağmen taleplerin karşılık bulmadığını belirtti.

Bakanlık “ben yaptım oldu” dememeli

“TEOG bir anda kalktı ve altyapısı olmadan, insanların zihinlerindeki soru işaretlerini gidermeden böyle bir çalışma yapılması, üniversiteyle ilgili de benzer konunun gündeme gelmesi ciddi konulardır.” diyen Eğitim Bir-Sen Başkanı Murat Bulut, genel merkez olarak 2016 yılında ‘Eğitime bakış’ raporu hazırladıklarını, içinde ciddi anlamda verilerin olduğunu söyledi. Raporun, Türk Eğitim Sisteminin fotoğrafını yansıttığını aktaran Bulut, “7 Bölümden oluşan bir rapor, bunun son bölümündeki bazı başlıkları aktarayım; Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, aday öğretmenlik süreci, özel okul öğrencilerine eğitim ve öğretim desteği, temel liselere dönüşüm, temel öğretimde orta öğretime geçiş, cinsel istismar, terör ve eğitim, Suriyeli öğrenciler, müftedat, yönetici atamaları ve sınav sistemi. Bunlarla ilgili işin mutfağında olan arkadaşların dinlenmesine ihtiyaç var. Bakanlık eğitimcileri dinlemeden ‘ben yaptım oldu’ anlayışına bürünürse, bu sistemin uygulayıcıları paydaşları sistemin içindeki insanlardır, bununla bir yere varamazsınız.” dedi.

Sözleşmeli öğretmenlikte hata yapılıyor

Milli Eğitim Bakanlığının sözleşmeli öğretmenlik atamalarında yanlış bir tavırda olduğunu, bunun eğitime katkı sağlamayacağı gibi siyasi olarak düşünülürse siyasi olarakta zararının olacağını vurgulayan Murat Bulut, “Eğitimde şuan en önce ele alınması gereken konu öğretmen odaklı düşünmek. Bakanlığın öğretmen merkezli düşünmesi gerekiyor. Gerçekten Milli Eğitim Bakanlığında eğitimden anlayan, eğitim kökenli birisinin gelmesi lazım. Şuan en kötü durumlardan birisi sözleşmeli öğretmenlik. Biz sözleşmeli öğretmenliğe başından beri karşıyız. Aynı okulda öğretmenlerin iki farklı sıfat var. Mülakat sistemi de yanlış. Bu siyasi olarak düşünüldüğünde de yanlış. 20 bin öğretmen alınacak, 60 bin öğretmen adayı mülakata çağrılıyor ve 40 bini eleniyor. Diğer tarafta atanamayanları siyasi olarak kaybediyorsunuz. Mülakat sistemine şiddetle karşıyız, GBT araştırması yapılabilir ama birileri referans oldu, diğerleri olmadı diye öğretmen ataması yapılamaz. Bunu üniversite döneminden başlayarak yapabilirsiniz. Hepsi mezun ve haklı olarak istihdam bekliyor. Bu en büyük meselelerden birisi. Sözleşmeli öğretmen gidiyor ve 6 yıl kalıyor. Mardin’de, Siirt’te 6 yıl çakılı kadro. Mazeret olduğu zaman öğretmen gidemeyecek mi? Bunun yerine bölgede öğretmenliğin cazip hale getirilmesini istiyoruz. Erkek öğretmenlerin görev yaptığı süreyi askerlikten sayın, ek ders ücretlerini iki katı ödeyin yada iki yıla bir derece verin.” sözleriyle, tepkisini paylaştı.

Türk Eğitim-Sen: Millilikle alakası olmayan bir bakanlık

Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, eğitimin dışında kalan hiçbir bireyin olmadığını vurgulayıp, eğitimin ülkede en önemli konu olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim ve kültür alanında istenilen başarıya ulaşılmadığını söylediğini hatırlatan Akın, “Eğitimde sıkça bakanların değiştiği, sıkça sistemlerin değiştiği eğitimde başarısızlığa yol açıyor. 2002’den bu yana 6. Bakan değişti. Milli Eğitim Bakanının yakında Meclis Başkanı olacağına dair söylemler var. Ayrıca Bakan hukukçu birisi. Her gelen bakan ‘benden önceki sistem kötüymüş yenisini getiriyorum’ diyerek göreve başlıyor. Başında ‘Milli’ olmasına rağmen millilikle alakalı sıkıntıların yaşandığı bir bakanlık.” dedi.

İlimizin bürokratları bizi dinlemeli

Akın, Burdur’un önemli bir eğitim kenti olduğunu, uzun yıllar merkezi sınavlarda büyük başarı elde ettiğini hatırlatıp, Burdur’un eğitimdeki kalitesinin birçok ilde merak edildiğini ifade ederek, “Sendika başkanlarının bu konuda eğitime büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Ama ilimizin bürokratları, Milli Eğitim Müdürü, Sayın Valimiz senenin başında sizin yaptığınız gibi bizi bir araya getirip, bu sorunları dinlemiyorlar. Biz ilçelerde, köylerde okulları geziyor sorunları direk görebiliyoruz.” sözleriyle, çağrıda bulundu.

Eğitimde planlama yok sistemsizlik var

Eğitimdeki diğer problemleri sıralıyıp, çağın şartlarına uygun bilimsel eğitim sistemi oluşturulması gerektiğini dile getiren Türk Eğitim-Sen Başkanı Orhan Akın, “Eğitim Felsefesi hiç konuşulmuyor. Eğitimin fiziksel konuları var. Esas konuşulması gereken eğitimin olmazsa olmazı olarak gördüğümüz anne, baba, öğrenci ve öğretmendir. Biz genelde eğitim çalışanlarının bütününü temsil ettiğimiz bir alanda çalışıyoruz. Öğretmeni ana merkeze almak gerekir. Son zamanlarda bu mesleğe başlamayla ilgili sorunlar var. Stajer öğretmenlikle alakalı sıkıntılar var, mülakatla ilgili sıkıntılar var, yönetici alımlarıyla ilgile sıkıntılar var, öğretmenlerin özlük haklarıyla ilgili sıkıntılar var, sözleşmeli öğretmenlikle ilgili sıkıntılar var.
Eğitim bilimsel olmak zorunda ve çağın şartlarına uygun sistemi hep birlikte getirmek zorundayız. Bazen gizli ajandalarla sendikaların bile haberi olmadan şehirlerde eğitime yön vermeye çalışanlar oluyor. Malesef eğitimde bir planmala yok, sistemsizlik var. Sürekli sistemsizlikten kaynaklanan sıkıntılar var. Bütün siyasi hesaplarla eğitimde oynama görülüyor. Yönetici atama sistemi vardı ve kimse rahatsız değildi. Değiştirildi, mülakat getirildi ve zannediyorum yetkili sendika başkanımız dahil olmak üzere herkes bu durumdan rahatsız. Önüne gelen ahbap çavuş ilişkileriyle, iktidar partisine gidip ‘Ben müdür olacağım’ diyerek müdür olmasını istemiyorum. Bu şekilde malesef okullar ehliyetli olmayan insanların eline kalacaktır.” dedi.

Eğitim-İş: Eğitim, toplum için önemli bir kavramdır

Eğitim-İş Başkanı Erkan Putgül, “Eğitim, toplumların değişmesi, gelişmesi ve ilerlemesi için en önemli kavramdır.” deyip, Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitime verdiği öneme dikkat çekti. Atatürk’ün savaş döneminde Maarif Kongresini toplandığını hatırlatan Putgül, “Cumhuyetin kurulmasıyla birlikte Osmanlı’dan Cumhuriyet’e pek fazla birşey kalmamıştır. Yeni bir devlet kurulması için savaş meydanlarında askerlerimiz savaşırken, Başkanomutan Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da eğitim kongresini toplamıştır. Sakarya Savaşı’nın en şiddetli dönemlerinde Mustafa Kemal Atatürk, eğitimcilerle toplantı yapıyor. Toplantının ardından Sakarya Savaşına geri dönüyor. Bugün 5 Ekim Öğretmenler Günü, bugün muhalif ve örgütlü öğretmen devletin gözünde tehlikeli görülmekte. Basın açıklaması yapmak isterken polis gelip götürüyor. Anayasada hakkımız olmasına rağmen istedikleri şekilde davranabiliyorlar, sendikaların basın açıklaması yapma ve tepkilerini ortaya koyma konusunda baskı hissediyoruz.” dedi.

Sağlıkta olduğu gibi eğitim de piyasalaştırılıyor

Yapılan değişikliklerin, eğitimi piyasalaştırdığını savunan Erkan Putgül, “Eğitim, modernleşmenin en önemli kavramıdır. Finlandiya’yla ilgili Atatürk’ün çevirdiği bir kitap vardır. Öğretmen okullarında ders kitabı olarak okutulmuştur. Finlandiya’nın geldiği durum aşama aşama işlenmiştir. Bugün gelinen noktada 4+4+4, sınav sistemindeki değişiklikler eğitimin piyasalaştırılmasıdır. Sağlıkta gerçekleştirilen piyasalaşma, eğitimde de gerçekleştirilmek isteniyor. Maç başlamış, kural değiştiriliyor. Öğrenciler sınav çalışmalarına başlamışlar, bir kişinin ağzından çıkan bir sözcükle sınavlar iptal. Milyonlarca velinin, milyonlarca öğrencinin düştüğü psikolojiyi yöneticiler düşünmüyor mu? Başbakan ‘Sınav yok ama sınavsız olmaz’ diyor. Ortada bir kaos var ve kimin ne yaptığı belli değil. Sağlık Bakanlığında doktor görev yapar, Adalet Bakanlığında hukukçu görev yapar, Milli Eğitim Bakanlığında eğitimci bakan olmaz. Eğitimin içinden gelmeyen eğitimin sorunlarını anlayamaz. 6 Bakan değişiyor, 6 sistem değişiyor, sınav sistemleri değişiyor.” diyerek, önemli gördüğü korunları aktardı.

Burdur’un eğitim kalitesi Köy Enstitüsüyle oluştu

Burdur’un eğitimdeki kalitesini Gönen Köy Enstitüsünün oluşturduğunu ileri süren Eğitim-İş Başkanı, “Burdur, geçmişten gelen bir eğitim kentidir. İnsanlarımızın başka çıkış yolu yoktur. Gönen Köy Enstitüsünün Burdur’daki eğitime büyük katkısı vardır. Babam, köy enstitüsü mezunudur. İlk defa ayakkabıyı, sabunu, düzenli banyo yapmayı orada öğreniyor. Birlikte yaşamayı öğreniyorlar. Sonra dönüp köylerde öğretmenlik yapıyorlar. Bu Burdur Genelinde eğitimi yükseltmiştir.” dedi.

Eğitim-Sen: Çağdaş, bilimsel ve demokratik eğitim

Eğitimde yaşanan sorunların ülke genelinde olduğu gibi şehirde de yoğun bir şekilde hissedildiğini paylaşan Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can, çağdaş, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayıp, “Eğitim sorunlarına ana başlıklarla dikkate almak istediğimizde iki başlıkta ele alıyoruz. Ulusalda son dönemlerde okul müdürlerinde yapılan değişikliklerle birlikte okulun genel yapısındaki değişikliklerin, çalışan personel üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde ifade etmek gerekir. Bu değişiklikler iller bazında da olumsuz olarak ortaya çıkmaktadır.” dedi.

Dile getirilen sorunlar ortak

Diğer sendika yöneticileriyle dile getirilen sorunların ortak olduğunu, sendikal olarak ayrışıldığını ifade eden Eğitim-Sen Sekreteri Mehmet Can, “Önceki senelerde TEOG Birincisi olan Burdur’un gün geçtikçe geriye gittiği görmekteyiz. Son dönemde sınav sisteminde değişikliklerin gündeme gelmesi ve bunun ani bir şekilde ortaya atılmasıyla biz öğretmenler, öğrencileri gözlediğimizde çok büyük olumsuz sonuçlar doğurmakta. Değişikliklerin yapıldığı tek bir ağızdan ifade ediliyor ama hangi yönde değişikliklerin olduğu ortada yok. Öğrencilerde bir boşvermişlik, yılgınlık var. Öğrenciler, sınavsız şekilde istediği okullara gidebileceklerini düşünerek boşvermişlik içindeler. Eğitimdeki değişikliklerin altyapılarının tamamlanmadan yapılması birçok sorun yaratıyor. Bununla ilgili yapılması gereken neyse, diğer sendikalardaki arkadaşların görüşlerini almak isterim.” dedi.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Gazeteciler, sordu, ,, eğitimciler, yanıtladı.,
Yorumlar
Haber Yazılımı