İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Haber Detayı
25 Eylül 2019 - Çarşamba 15:12
 
En büyük sorunumuz markalaşma ve pazarlama.
BAKA tarafından, Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıda, ‘Piyasada Çiğ Sütün Alınması, İşlenmesi ve Pazarlanması’ aşamalarında en önemli görülen üç ana başlık tespit edildi.
Diğer Haberi
En büyük sorunumuz markalaşma ve pazarlama.

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından, Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıda, ‘Piyasada Çiğ Sütün Alınması, İşlenmesi ve Pazarlanması’ aşamalarında en önemli görülen üç ana başlık tespit edildi. Toplantıda konuşan Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, öncelikle Burdur’daki çiğ süt kalitesinin düzeltilmesi gerektiğini belirterek, “Burdur’un ihtiyacı bir süt fabrikası mı, mevcut fabrikaların rehabilite edilmesi mi, yoksa Burdur’a özgü, Burdur’da üretilen ürünleri satacak pazarlama şirketi kurup, Burdur ürünlerini, Burdur-Antalya-Isparta başta olmak üzere her yere satışını sağlamak mı? Satarsanız, üretirsiniz” dedi.

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından, Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘Piyasada Çiğ Sütün Alınması, İşlenmesi ve Pazarlanması’ konulu toplantıya, Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Burdur İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Darcan, BAKA Burdur Koordinatörü Yücel Yıldırım, Tarım Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Burdur Koordinatörü Mesut Yıldıran, MAKÜ öğretim üyeleri ve yerel firma sahipleri katıldı. 

Toplantının açılış konuşmasını yapan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Kalkınma Ajanslarının bölge planlaması yaptığını belirterek, “Bölge planlarının uygulanmasını sağlayacak proje ve faaliyetlerle ilgili çalışma programlarımız var. Bu planlama dahilinde, bütçemizi de belirleyerek hareket etmeye çalışıyoruz. Tabi bölge planları biraz kapsayıcı nitelikteki dokümanlar olduğu için, bir bakıyorsunuz, bir yıl önce veya aynı yıl içerisinde, sanayinin herhangi bir sektöründe faaliyet gösterirken, öte yandan turizmin herhangi bir dalında, başka bir faaliyet geçişkenlik sağlanabiliyordu.  Tabi bu tür dalgalanmaların en temel sıkıntılarından bir tanesi, doğrudan sonuç elde edemiyorsunuz. Çünkü nihayetinde, kaynak kısıtlı, müdahale edilmesi gereken alan çok. Hele ki bölgesel kalkınma gibi bir kavramı kullanıyorsanız, bu her sektörü kapsıyor” dedi.

Bundan dolayı, sonuç odaklı programlar tasarladıklarını aktaran Güler, “Hedeflediğimiz sonuç etrafında, en az üç yıl gibi giderek, bunun neticesinde ulaşmak istediğimiz sonuçlara ne kadar ulaşabiliyoruz, ulaşamıyoruz test etmiş olacağız. Her kalkınma ajansı için üç sonuç odaklı program tespit edilecek. Bizim bugün toplanmamızın ana gerekçelerinden bir tanesi, sonuç odaklı programlarımızdan olmasını tercih ettiğimiz süt ve süt ürünleri sektörü. Biz önümüzdeki yıllar içerisinde en az üç yıl süre ile bize tahsis edilen kaynakların belirli bir kısmını, süt ve süt ürünleri sektöründe, çeşitli politikalar uygulamak üzere tahsis ederek, birlikte belirleyeceğimiz sonuçlara ne kadar ulaşıyoruz, ulaşmıyoruz, bunu da hep beraber değerlendireceğiz” şeklinde konuştu.

Toplantının, bir dizi konuya veya teknik çalışmalara rehberlik edeceğini belirten Güler, “Biz, önümüzdeki üç yıl itibariyle, süt ve süt ürünleri sektöründe hangi hedefleri belirlemeliyiz, ana hedeflerimiz ne olmalı ve bu hedefleri ulaşmak için bizim önümüzdeki engeller veya ihtiyaçlarımız nelerdir, bunların genel bir çerçevesini belirleyebilir miyiz, onu görmüş olacağız. Bundan dolayı sizlerin görüşü, bizim için çok önemli. Çünkü bu konunun içerisinde sizler varsınız. Sektördeki sorunda bellidir, çözümü de” ifadelerini kullandı.

BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler’in konuşmasının ardından, sektörle ilgili görüşlerini dile getiren Burdur Ticaret Borsası Başkanı Veteriner Hekim Ömer Faruk Gündüzalp, “İlk olarak Burdur’da gerçekten sürdürülebilir süt hayvancılığı yapılacak mı, yapılmayacak mı? Artan maliyetler karşısında, biz üreticimize doğru şekilde beslemeyi öğretemezsek, üretici diğer ürünlerde olduğu gibi süt üretiminden kaçacak mı, kaçmayacak mı? Yani bunların tespitlerinin çok iyi yapılması lazım. Süt hayvancılığının devam edeceğini, şartların bu şekilde herkesi mutlu ettiğini düşünürsek, o zaman sanayici acısından rekabet edebilmesi için, özellikle en son açıklanan rakamlarla birlikte süt fazlalığımız vardı. Bu fazlalığı eğer biz dünyaya satacaksak, dünya ile rekabet edebilir Türk hayvancılığı diyorsak, ilk önce çiğ süt kalitesini düzeltmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Burdur ortalamasında, 3,30-3,40 aralığında yağ, 2,90-3 aralığında proteinli süt alınırken, Avrupa’da bu değerlerin 3,8 yağ, 3 protein olduğunu aktaran Başkan Gündüzalp, “Bunu fiyatlandırdığımız zaman herkes google’a girerek, fiyat araştırması yapıyor. Ama kalite bazlı fiyata geçtiği zaman, aynı kalitede süt dediğiniz zaman, Türkiye sütü şuanda en pahalı süt. O zaman neyi getiriyor, sanayicinin bu ürünü dünya pazarlarına satamamasını getiriyor. Yani onlarla rekabet edemiyorsunuz” dedi.

Rekabet edilememesinin iki nedeni olduğunu aktaran Başkan Gündüzalp, “Dünyada bu işi yapan ülkelere gittiğiniz zaman, insanlar 3 bin ton süt çalışıyorum diyor,  ne üretiyorsun dediğimiz de, 3 bin ton sütte maksimum iki veya üç ürün üretiyoruz diyor. İnsanlar sadece toz çalışıyor, orada işçilik maliyeti düşük. Türkiye’de 3 bin tonun üzerinde çalışan tek bir firma var. Bunun ürün portföyüne baktığımız zaman, 157 tane farklı ürün var. O nedenle bizim ilk olarak çiğ süt kalitesini düzeltmemiz gerekir” şeklinde konuştu.

Burdur’da üretilen sütün sadece yüzde 15 veya 20’sinin Burdur’da işlendiğini aktaran Başkan Gündüzalp, “Yerel fabrikalarımız, şuanda yüzde 15’den çok daha fazlasını üretebilecek kapasiteye sahiplerdir. O zaman biz neden üretemiyoruz, niye direk satıyoruz bunu iyi değerlendirmemiz gerek. Burdur’un ihtiyacı bir süt fabrikası mı, mevcut fabrikaların rehabilite edilmesi mi, yoksa Burdur’a özgü, Burdur’da üretilen ürünleri satacak pazarlama şirketi kurup, Burdur ürünlerini, Burdur-Antalya-Isparta başta olmak üzere her yere satışını sağlamak mı? Satarsanız, üretirsiniz” ifadelerini kullandı.

Dile getirilen görüşlerin ardından, ‘Markalaşma ve Pazarlama, Çiğ Süt Kalitesinin Düşüklüğü, Standardizasyon ve Ürün Kalitesinin Arttırılması’ gibi üç ana başlık belirlendi.

Kaynak: Editör: Serkan Şimşek
Etiketler: En, büyük, sorunumuz, markalaşma, ve, pazarlama.,
Yorumlar
Haber Yazılımı