Haber Detayı
19 Aralık 2017 - Salı 14:21
 
Çiftçi belini kaldıramıyor
Burdur Ziraat Odası Başkanı İbrahim Demir,Burdur Radyosunda katıldığı Gündem ve 7 Soru isimli programda “Çiftçi tam anlamıyla desteklenirse, her şeyin üstesinden gelir” dedi.
Diğer Haberi
Çiftçi belini kaldıramıyor

Burdur Ziraat Odası Başkanı İbrahim Demir, Burdur Radyosunda yaş sebze meyve fiyatlarındaki sıkıntıları, et, süt ve yemde yaşanan sektörel sıkıntıları değerlendirdi. Çiftinin belini kaldıramadığını dile getiren Başkan Demir, çiftçinin tam desteklenmesi halinde tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sıkıntıların ortadan kalkacağını belirtti.

 


YAŞ SEBZE VE MEYVECİLİKTE SIKINTILAR


Yaş sebze ve meyvedeki fiyat istikrarsızlığını işaret eden Burdur Ziraat Odası Başkanı İbrahim Demir, “Tarımda şöyle bir şey var. bizim gibi ülkeler tarımda ünlü görünmüyor. En büyük kusur odur. Bir yıl sonra hangi ürünü üreteceğini ve bu ürünün, pazarlamasının nasıl olacağını çiftçi bilemiyor. Hemen İnsuyu bölgesinde yaş fasulye var, yaş fasulye geçen yıl, Allah bir daha göstermesin 15 Temmuz darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı, bundan dolayı pazarlar sıkıntı yaşadı. 15 Temmuz’dan iki üç gün önce çok güzeldi fasulye fiyatları. Ülke olarak 15 Temmuz’u yaşadık, çok kötü bir durumdu, Allah öyle durumlar bir daha ülkemize göstermesin, bundan dolayı çiftçi büyük bir sıkıntıya girdi, fiyatlar düştü, ürünler pazarlanamadı ama yine de gerçekten eli nasırlı üreten çiftçimiz kendini toparladı. Boyun eğmedi, ben üretmeye devam ediyorum dedi, tekrar üretime başladı. Önünü göremediğinden dolayı fiyatlar o zaman kötü gitti, yaş fasulyeden çiftçi zarar etti ama bu yıl fiyatlar iyiydi, geçen yıl fiyatlar çok kötüydü, bu yıl iyiydi ama gelecek sene ne olacak, burada bir istikrarsızlık var. Yaş sebze ve meyve pazarlamasında her zaman çiftçi dolandırıcılarla karşı karşıya kalıyor. Buna bir türlü önlem alınamıyor. Adam pazara ürününü getirmiş, satmazsa olmaz, gelen aracı çiftçiden aldığı ürünün bedelini ödemiyor, ödemediğinden dolayı da benim çiftçim zor durumda kalıyor, o da maliyet olarak kullandığı unsurların parasını ödeyemiyor, pazarda bir tıkanıklık oluyor. Yaş meyve ve sebze de böyle, ceviz de, domates de böyledir. Bizim bölgemizde seracılık önce ufak çaptaydı, sonra birden hızlı bir atılım oldu, büyük çaplı oldu, şu anda ilimizde merkez olarak söylüyorum, sera bin dekarı geçti, büyük rakam, geçen yıllarda 200 dekar olan, bir anda bin dekarı geçti, bölge bunda çok hızlı bir tırmanış gösterdi ama ne oldu, fiyat istikrarsızlığı var, domatesin ihracı konusundaki ülkeler arası sorunlardan, bizim işimiz değil, biz bu konulara değinemeyiz ama ziraat konuşuyoruz, ne yapabiliriz, nasıl üretebiliriz, nasıl çözüm getirebiliriz biz bunu konuşuyoruz. Çiftçi bu yıl ürettiği domatesten, fiyattan memnun değildir. Yaptığımız programda çiftçiler dedi ki, bu sene domates para etmiyor, domates ekiyoruz, fasulye para etmiyor, fasulye dikiyoruz, gelecek sene para etmiyor diye ondan vazgeçiyoruz, bu sefer de başka bir işe gidiyoruz dedi. Buna örümcek ağı teoremi diyorlar, bu yıl para eden ürün, gelecek yıl çiftçi fazla yüklendiği için fiyat düşüyor. Ondan sonraki yıl ürünün fiyatı yükseliyor, çiftçi onu ekiyor, sonraki fiyat düşüyor, bundan çiftçimiz mağdur oluyor. Biz pazarlamada çok büyük sıkıntı çekiyoruz. Pazarlama çiftçinin belini büküyor.  Aracı da aynı, bizim gibi ülkelerde aracılar çok para kazanıyor, yüzde 100-200-300 para kazanıyorlar,  çiftçi üretiyor, bir sürü emek sarf ediyor, çiftçinin kazandığı para devede kulak misali ama aracı bu devenin yarısından fazlasını götürüyor” dedi.

 

 

“TAŞSIZ TARLA, BOL VERİM”

Burdur Ziraat Odasının taş toplama makinesi hizmetinden bahseden Başkan Demir, “Biz göreve geldiğimizde BAKA’ya bir proje hazırladım. 4 klasörü yazdım, çizdim, hesapladım, yaşsız tarla, bol verim, buradaki amaç şuydu, tarladaki taşı, tarlada kırıp toprağa kazandırmak, mesela taşın toprakla birleşmesi sonucunda, silisyum var, taşlarda silisyum insanların kemikleri arasındaki sıvıyı geliştiren bir element, bunları toprağa kazandırıp, bu topraklardan elde edeceğimiz ürünlerin de insan yaşamında etkili olmasıydı. Projemiz BAKA’da geçmedi ama biz peşini bırakmadık, gittik mademki biz taşı kıramıyoruz, verimi yükseltmek için taşları topraktan atalım, tarlamızı temizleyelim dedik, iki tane taş toplama makinesi aldık, çiftçimizin hizmetine sunduk. Yılda yaklaşık 800 dekar gibi bir alanda taşları topluyoruz, toprağımız verimli hale geliyor. Tabi ki her yere yetişemiyoruz. Şu an da bir traktörümüzle hizmet veriyoruz ama bizim ikinci taş toplama makinemizi kiraya veriyorduk, çiftçilerimiz kusura bakmasınlar, verdiğimiz çiftçi kırıp kırıp getirip, bize teslim ediyor. Şimdi hemen bir traktör daha alacağız, bu traktöre bir şoför alacağız ve hizmeti kendimiz vereceğiz. Saat olarak çok düşük fiyata yapıyoruz” diye konuştu.

 

 

ÇİFTÇİ DESTEKLENİRSE, SIKINTILAR ORTADAN KALKAR


Çiftçilerin tam anlamıyla desteklenmesi halinde tüm sıkıntıların üstünden geleceğini vurgulayan Başkan Demir, “Şu anda mazotun çok yükseldiği bir dönemdeyiz, çiftçi bundan ıstırap çekiyor, yüksek mazot, Hükümetimizde dediler ki, çiftçinin mazotunun yarısını hükümet karşılayacak ama hala karşılamıyor. Buradan şuraya varmak istiyorum. Benim çiftçim ıstırap içinde, gerçekten önce süt dedik, süt para etmedi ondan sonra süt alıcıları zaten kibirli aldılar, çiftçiyi rencide ettiler, dediler ki benden yem alırsan, sütünü alırım dediler, baskı rejimi oluşturdular. Hayvanına en faydalı olacak yemi yedirsin, bunu üretici bilir, sen kalkıyorsun dayatma yapıyorsun, ben senin sütünü alırım ama yemi benden alacaksın bu ne demektir yahu, biz bunu kabul etmiyoruz. Şimdi ne oldu, ben göreve geldiğim zaman Ankara’ya gittik, Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar bir açıklama yaptı,  ne demiş adam, arkadaşlar şu anda sütün fiyatlarının düşük olması sebebiyle, süt inekleri kesiliyor, kesildiler, ne oldu şimdi döndü, geldi, genel başkanımın dediği ortaya çıktı, biz bunu 3 yıl öncesinde gördük. Süt ineğini kestiğin zaman 3 yıl sonra et sorunuyla karşı karşıya kalacağız dedi. Şimdi et sorunuyla karşı karşıyasın, TÜİK’in verilerine göre, genel başkanımız da açıkladı, ette yüzde 23.6 azalma var, şu anda et azaldı. Böyle olunca, yurtdışında et ithal eder duruma geldik, yahu bizim ülkemiz tarım ve hayvancılık ülkesidir. Burdur tarım ve hayvancılık şehridir. Tarım ve hayvancılık şehrine sen yurtdışından et getir, bu doğru bir şey değil, gelin bizim genel başkanımızın sözlerine kulak verin, burada biz eti ithal ederek değil, çiftçiye desteği sonuna kadar vererek, muslukları çiftçiye açalım. Genel başkanımızın bir projesi var.  Takibi de çok basit, diyor ki besiye takılan danalara, bin TL destek verelim, 10 tane danasını besiye taktıysa 10 bin TL destek verelim, et hareketliliği artsın, mesela bir dana 300 kilo geleceğine 400 kilo gelsin, çiftçi bu hayvana o zaman bakar. Gelelim, Sayın Kamil Özcan’ı da burada selamlıyorum, başkanımız buzağıya değindi, çok sık değindi, dile getirdi. Sağolsun, var olsun,  buzağı ölümlerini dile getirdi, buzağı ölümleri 100 buzağıdan 18’i ölüyor. Bu büyük rakam, bunu hesap ettiğin zaman buzağı ölümünü yüzde 7’ye-6’ya çektiğimiz zaman gerçekten ülkede ne et sorunu ne de süt sorunu kalacak, ülkeye büyük bir katkı sağlayacak. Ben üniversitedeyken, yurtdışından enerji, petrol, elektrik ithal ediyorduk, en büyük para buraya gidiyordu ama şimdi biz bu sefer tarımsal ürünler ithal eder olduk, tarımsal ürünleri ithal etmemiz, tarım ve hayvancılıkta önde olan ülkemize çok büyük bir zarar ve külfet, bunun üstesinden kim gelir, benim çiftçim gelir ama sen çiftçiyi destekleyeceksin. Buzağı doğdu, küpelemeye geldiğinde bin TL- 750 TL buzağıya bir destek ver bakıyım, samimi söylüyorum, çiftçi buzağıyı alır gelir yatağına yatırır, ölmesine de izin vermez ama desteklemek lazım. Şu an da maliyetler yüksek, yem yüksek, saman fiyatları yüksek, yurt dışından saman getiriyoruz. Bunların yüksek olmasından dolayı çiftçi belini kaldıramıyor. Şu anda zararda, ben çiftçilere söylüyorum, et 28 TL diyorlar, et fiyatı 25 TL olsun, 23 TL olsun ama arkadaşım benim yemimin fiyatını düşür, sen tarım ülkesisin, yemin hammaddesisin. Yemin fiyatını düşürmek çok basit. Bunun çözümü çiftçide, çiftçiye kulak ver, çiftçiyi destekle, çiftçi senin hem et, hem süt, hem de ülke dışa bağımlı olmaz. Ekonomimiz gelişsin, buradan asla ve asla bunu katkı için söylüyoruz tabi ki eleştirmek veya yapılan bir işi hor görmek gibi bir lüksümüz olamaz, bu ülke bizim ülkemiz, biz her türlü katkıyı yapmaya hazırız, çiftçi olarak hazırız, biz çiftçimizi desteklersek, gerçekten çiftçi sana en mükemmel, en üst kalitede üretecektir. Yurtdışından gelen etler mesela, bizim dinimiz gereği bizler Müslümanız, Müslüman bir ülkeye, Avrupa’dan et alınması, ben doğru bulmuyoruz, sakıncalı buluyorum, çiftçinin de kabul ettiğini düşünmüyorum. En kaliteli etler bizde, daha semiz, daha kaliteli, içeriği daha güzel, zengin, ben ülkemde üretilen eti yemek istiyorum. Çiftçimin ürettiği eti yemek istiyorum, tüketici de böyle düşünüyor, karkas kesimde çiftçi zarar etti, saman çok yüksek para, saman şimdi 0,70 kuruş, bu çiftçiyi zorluyor, yem 60 TL’yi bulmuş, hatta üstünde, gelelim süt, o anda programını ileriye dönük program yapamadık, sütteki şu anda azalma var ama süt değerlendi diyoruz. Dün bir tane çiftçiyle görüştüm, bizim elimizde 1,73 kuruş net para geçiyor diyor. Çiftçi bundan memnun ama maliyet yüksek diyor, balya yüksek diyor. Bölgemiz büyük bir kuraklık yaşıyor, bunu kim yapıyor, insanlık olarak bizler yapıyoruz,- doğaya kötü davranıyoruz. Yüce Allah’a karşı görevlerimizi yapmıyoruz, birbirimizi dolandırıyoruz, arkasından konuşuyoruz derken bize ders veriyor, biz bu dersi iyi okumalıyız, iyi algılamalıyız. Kendi kuyumuzu kendimiz kazmayalım” açıklamasında bulundu.

 

 

“SUYU HOR KULLANMAYALIM, PİŞMAN OLMAYALIM”

Burdur’da yaşanan kuraklığa dikkat çeken Başkan Demir, “Yakınımızda Karaçal Barajı yapıldı, buradan 7 köy modern sulamaya geçti, burada vahşi sulama yaptılar, saldı adam suyu, bunu biz söyleye söyleye bir şey yapamadık. Bu konuda biz sunum hazırladık, köylerde eğitim yapacağız- biz anlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu yanlış diye anlatacağız. Vahşi sulama yaptı, kendi toprağını mahvetti. Aşırı sulamadan dolayı üst katmandaki topraktaki mineral ve besin maddelerini yıkadı, gitti. Toprağının verimi kalmadı.  Karaçal Barajının su tutma kapasitesi 60 milyon ton, bizim 7 köyde sulanabilir arazi 55 bin dekar, bunun şu anda sulu tarım yapılan yer 35 bin dekar yani 20 bin dekar arazi kuru tarım yapıyor ama 35 bin dekarda sulu tarım yapıyor. Burada en üst düzeyde hesaplama yaptım, dekarın bir yıllık sulaması 15 milyon ton su kullanılıyor, bu en üst rakam, bu baraja 3 yıl boyunca buharlaşmayı hesap ederek, gram su girmezse, ben 3 yıl sulama yaparım ama bizim baraja su girdiği halde bizim çiftçi, 2 yılda bitirdi attı, barajda su kalmadı, şimdi ne olacak, bölge kurak gidiyor, bu barajın dolması 5 yılı bulacak. Sulu tarımdan kuru tarıma düştün. Bunları çiftçimiz göz ardı ediyor. Buradan çiftçimize sesleniyorum, suyu hor kullanmayalım, pişman olmayalım, suyumuzu çok dikkatli kullanalım” şeklinde konuştu.

Kaynak: Editör: Serkan Şimşek
Etiketler: Çiftçi, belini, kaldıramıyor,
Yorumlar
Haber Yazılımı